YERELE BAKIŞ
ŞEHİR VE RAMAZAN
Ramazan-ı Şerif ayına girmenin sevincini gönüllerimizde yaşarken, iki yıldır kabus gibi üzerimize çöken Korona virüs salgını sebebiyle mahzun ve endişeliyiz.
Şehirler, Ramazan ayı ile ruh bulurken, mabetlerimiz şenlenirken; maalesef iki Ramazan’dır sadece evlerimizde bu ruh şayet yaşanabiliyorsa hayat bulmaya çalışıyor.
Ramazan’ın güzelliklerini aile büyüklerimizle, akrabalarımızla, komşularımızla... birlikte yaşama imkânı ortadan kalkınca eskiye nasıl da özlem duyuyor insan...
Şehirlerde Ramazan ayında “Ramazan münasebetiyle kapalıyız”, “İftarda ve sahurda açığız.” yazıları lokantalarda yazardı. Şimdilerde ise virüs sebebiyle onlarca işletme kapanmak mecburiyetinde kaldı.
İnsani tüm değerleri, bu illet; bir bir elimizden alırken, ne selâm kaldı, ne de hâl - hatır...
Sarmaş dolaş olanlar; birbirlerinden fersah fersah kaçarken, kocaman şehir ruhumuza, tüm benliğimize dar geliyor artık. Korana virüs kara kedi gibi aramıza giriverdi.
Nereye kadar daha böyle sürecek?
Ümidiz bu Ramazan ayında camilerimizi şenlendirmek, şehirlerimizi manevi hava ile hemhal kılabilmekti. Gelinen noktada modern hapishanelerimizde çekirdek ailemizle baş başa kalmaya mahkumuz.
Bu süreçte birçok yakınımızı, dostlarımızı, sevdiklerimizi kaybettik. Moral bakımından çöküntü içerisindeyiz. “Komşumuz zor durumda kalmış, işini kaybetmiş... kimsenin umrunda değil.” Devletimizin kısıtlı desteği ile ayakta kalmaya çalışan esnafımız ve işsiz kalan kesim; bu uzun dönemde hem maddi hem de manevi olarak çok yıprandı. Bu yıpranmışlığı telafi edebilmek uzun zaman alabilir.
Şehirler, köyler, beldeler, dağlar, taşlar... Ramazan ayı ile şenlenir, bereketlenirdi. Sahurların, iftarların, mukabelelerin, teravihlerin bereketi ile gönüller yumuşar, insani değerler zirve yapardı. Her şeyimiz paylaşılır, komşu kapıları peş peşe tıklanır, iftarlık lezzetler sofralara misafir olurdu.
Şehirlerin kalbi, ruhu olan camiler; saf saf teravihlerde dolar, çocukların masum sesleri; tekbir, salat-ı ümmiye ve okunan Kur’an-ı Kerim seslerine karışır, gönüller coştukça coşardı...
Hikmetinden sual olunmaz. Tüm dünya maskelendi. İnsanlar arasına mesafe konuldu. Yaşanan Ramazan güzellikleri mazide kaldı.
Hülâsa; Ramazan’ımız da mahzun, gönüllerimiz de hüzünlü. Şehirler koskoca bir hapishane pozisyonunda...
Duamız; insanlığın kendisini her detayı ile sorgulaması, hakka, hakikate gönlünü açarak, özlediğimiz sosyal hayata ve Ramazanlara yeniden kavuşulması...
Bu vesile ile tüm İslam Alemi’nin Ramazan-ı Şerifi’ni tebrik ediyor. Yaşamakta olduğumuz musibetten bir an önce kurtulmak için halisane dualar ediyoruz.

