ENGELSİZ ŞEHİRLER
Şehirler; engelli vatandaşlarımızı ve can dostu dediğimiz hayvanları duyabildiği, görebildiği, dokunabildiği, onlara kol kanat gerebildiği… ölçüde engelsiz şehirler olarak adlandırabilir.
Şehirler vardır insanı yaşatır. Yine şehirler vardır, hayattan koparır.
Kaldırımlar vardır; işgal edilmemiş, araçlarla park yapılmamış, engelli vatandaşlarımız için düzenlenmiş, tertemiz pırıl pırıl… Bir vatandaşımız evinden çıkıp işini rahatlıkla görüyor, tekrar gönül huzuru içerisinde evine engellere takılmadan, dönebiliyorsa o şehir engelsiz şehirdir.
***
Görme engelli Hulusi Amca, evinden sokağa adım atar atmaz, sağlı sollu kaldırımlara boydan boya araçlar dizilmiş ise o şehirde hayat var mıdır?
Ortopedik engelli Ayşe Teyze, bir şekilde otobüs durağına kadar gelmiş saatlerce binebileceği uygun bir otobüs bekliyorsa; o şehrin başkanı şöyle güzel park yaptık, şöyle harika caddeler dizayn ettik diye omuzlarının kabarmasına gerek yok dostlarım. Ayşe Teyze’nin yükü o omuzlara çok ağır gelir...
Şehirlerin ihyası bir bütün olarak değerlendirilmeli. Engelsiz bireyler gibi engelli bireylerin varlığı hesaba dahil edildiği vakit o şehirde hayat vardır.
Sadece engelli bireyleri hesaba katmak da yeterli olmaz. Can dostlarımız için de şehirler, özellikle yollar engel olmamalı… hayvanlar bizim için yaratılmış. Onlar aç kalmamalı, suya rahatlıkla ulaşabilmeli…
Son günlerde can dostu dediğimiz köpeklere, kedilere… türlü türlü işkenceler arttı. Kimisinin ayakları kesiliyor. Araçlarla eziliyor… Bu konuyu sonra ayrıntılı olarak değerlendirmek istiyorum.
***
Şehirleri imar ederken, nesli ihmal ettiğimiz için o nesil, şehirlerin düzen ve asayişi özellikle can dostu hayvanlar için de en büyük engel oluşturuyorlar. Bencil ruhlu, biz duygusundan mahrum bir nesil nasıl türedi?
Sürekli egosu tatmin edilen, asla sorumluluk verilmeyen; ruhuna hitap edemediğimiz, nefsani yönden doymak bilmeyen bir nesli maalesef kendi ellerimizle ortaya çıkardık.
Bencil ve sadist ruhlu insan müsveddeleri; hayatımız için, şehirler için, özellikle engelli kardeşlerimiz için de baş belasıdır.
Şu aşamada şehri engelsiz bir şekilde imar ederken, nesli de ruhundan, kalbinden ve insani değerler manzumesinden başlayarak, eğitmek yarınlarımız için büyük kazanım olacaktır.
Sadece görevlilere sorumluluk düşmüyor. O şehirde yaşayan her birey hayata güzel dokunuşlar yapabilmeli. Bu da biz bilincinin hakim kılınması ile tesis edilebilir.
Bizim şehrimiz, bizim parkımız, bizim okulumuz, bizim engelli vatandaşlarımız… diyebilen, aidiyet duygusu ile sorumluluk alabilen, yük olmayan omuzlardaki yükü alan gençlik, hepimizin özlemidir.
Hülâsa; bir şehri hep birlikte güzelleştirip, yaşanabilir kılabileceğimiz gibi her yönden engel teşkil eden bir hüviyete de dönüştürebiliriz. Tercih hakkı bizim…

