GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ
“Gönül Belediyeciliği” tabiri, kulağımıza ne kadar da hoş geliyor. Gönül belediyeciliği: Samimiyettir. Sadelik ve mütevaziliktir. Halkın gönlüne girebilmek, hayır duâlardan nasiptâr olabilmektir.
Kimsesizlerin kimi, dertlilerin dermanı olabilmek gönül belediyeciliğin özetidir.
İncitmeden uzanan bir kol, kırmadan tutunacak bir dal, acıtmadan yaraya bir merhem… hasılı usul - adap bilmek, gönül belediyeciliğin şifreleridir.
***
Kameralar önünde yapılan yardımlar, hizmetler… gönle girmek midir? Maalesef durumumuz, gösteriş odaklı hizmet anlayışı üzerine kurgulanmakta.
Yardıma muhtaç bir kimsenin kapısına nasıl gidilir? Bu soruya en güzel cevap, hemen aklımıza gelivermeli.
Hz. Ömer (r.a) bir gece Medine sokaklarını oğlu Abdullah (r.a) ile kolaçan ederken, yaşamış olduğu hikaye (Yaşlı Kadın ve Yetim Çocukları), Hz. Ömer (r.a)’ın davranış biçimi, hepimizin özellikle yönetici pozisyonunda olanların defalarca okuması ve tatbik etmesi gereken ibretlik bir olaydır. Uzun bir hikaye olduğu için burada paylaşmak istemiyorum.
İsteyen rahatlıkla internet ortamında ve kaynak kitaplardan okuyabilir.
Bir mahallede, köyde, beldede, şehirde… herkes yatağına karnı tok olarak, mutlu ve huzurlu bir şekilde yatabiliyorsa o yörenin belediye başkanı, gönül belediyeciliğini hakkıyla yapıyor demektir.
***
Halk ile arasına duvarlar ören bir başkan, gönül kazanabilir mi? Adaletli davranmak, her mahalleye eşit hizmet götürmek, gönül belediyeciliğine uzanan yollardan sadece bir kaçıdır. Belediyeciliğin okulu yoktur dostlarım. Pişen, insan odaklı yaşayan, “Saf Anadolu Çocuğu” tabiri var ya aynen bu ifadeye uyanlar, gönül belediyeciliğinin mimarlarıdır. Basit bir misal vermek gerekirse; bir cadde veya sokaktaki çukuru haftalarca, aylarca… görmesine rağmen, hemen çaresine bakmayandan ne başkan olur, nede halkın hayr duâsını alabilir. Çaresizliği ile baş başa, kimi kimsesi olmayanların kapısı aylarca çalınmıyorsa, kimse kusura bakmasın, gönül belediyeciliğinden bahsetmek abesle iştigal etmektir.
***
Hülâsa; şehriyle bütünleşen, durumdan vazife çıkaran yöneticiler; gönül belediyeciliğini hem yapıyor hem de yaşatıyordur. Şey Edebali, Allah ondan ve onun gibi gönül insanlarından razı olsun. Ne güzel ifade buyurmuş: “ İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” Ne mutlu gönül belediyeciliğini hakkıyla yapanlara!

