DÜZENLEME YAPILMASI ŞART

Kayıt Tarihi: 01.01.1970 02:00 - Son Güncelleme: 19.06.2026 10:37
YAZI
A

Değerli okuyucularımız,

Sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Belediyeler, bizlere sundukları hizmetlerle günlük yaşamlarımızı kolaylaştıran, artan nüfuslara rağmen şehirlerimizi yaşanabilir kılan müesselerimiz. Bu önemli görevleri icra etmek ise şüphesiz gönül işi. Bu sebeple işlerini düzgün yapan, kamu yararını öne koyan tüm Belediyecilerimize müteşekkiriz. Belediyeler bu kadar öneme haiz iken Belediyelere ilişkin yayınlar bugüne kadar çoğunlukla yerel basın organlarında sıkışıp kalmakta ve çoğu zaman da ulusal haberlerin arkasında yer bulmaktaydı. Bu sebeple Belediye haberlerini öne alan ve ulusal gazete niteliği taşıyan Belediye Postası Gazetesi, Cumhuriyet basın tarihimiz açısından da bildiğim kadarıyla ilk basın organlarından. Bu sebeple başta Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Sadrettin SORANLAR olmak üzere tüm yayın ekibine teşekkür ediyor, hayırlı olsun dileklerimi sunuyorum. Ben de yazılarımla Belediyelerimizin uygulamalarına ilişkin hukukî konularda yazmaya ve bu surette bir nebze katkı sağlamaya gayret edeceğim. Faydalı olmasını umarım.

Önemine binaen yazılarıma, İzmir depremi sonrası tekrar gündeme gelen ve hayatî önem arz eden riskli yapı ve alanlar konusu ile başlamayı uygun görüyorum. Bu vesile ile İzmir depremi ve diğer depremlerde hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar dierim.

Televizyonlarda yayınlanan deprem programlarının değişmez konularından birisini de riskli alanlar ve yapılar oluşturmaktadır. Bu sebeple son dönemde konuyla ilgili pek çok bilgilendirme konuşması dinledik. Ayrıca yine televizyonlarda kamu spotları vasıtası ile vatandaşlara riskli yapı denetimleri gerçekleştirilmesi için çağrıda bulunulduğunu gördük.

Ülkemiz deprem bölgesinde ve yapıların sağlamlığı hayati önem arz ediyor. Bu sebeple yapılan çağrılar yerinde. Yaşanabilecek muhtemel bir depremde can ve mal kaybı yaşamamak için riskli yapıların derhal terkedilmesi ve sağlam yapılara geçiş sağlanması gerekiyor.

Buna karşın insanlarımızın riskli yapı denetimi yaptırmaktan kaçındığını görüyoruz. Ucunda yaşam olmasına rağmen bu denetimlerden kaçınılmasınız mutlaka bir sebebi var. Mevcut düzenlemeler kapsamında, binaya ilişkin riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra 60 gün içerisinde meskenlerin tahliyesi zorunlu. Maliklere verilen süreler içinde yıktırılmayan binaların önce elektrik, doğalgaz ve su gibi hizmetleri kesilmekte ve hâla bina maliklerce yıktırılmamışsa mülkî amirler tarafından sağlanacak kolluk desteği ile tahliye ve yıkım İdare tarafından gerçekleştirilmekte. Dolayısıyla riskli yapı raporu için başvuruda bulunan vatandaşların bu sürece hazırlıklı olması gerekiyor.

Peki evini kısa süre içinde boşaltması beklenen vatandaşlara ne gibi imkânlar sağlanıyor? Riskli yapılarda Bakanlık tarafından belirlenen kira bedeli 18 ay ile sınırlı olarak mâliklere ödenebiliyor. Tahliyenin idare ile karşılıklı anlaşma ile sağlanması hâlinde ise, kira yardımı yerine tahliye tarihinden itibaren konut ve işyerlerinin teslim tarihine kadar geçici konut veya işyeri tahsisi yapılması mümkün. En az kira yardımı kadar önemli olan diğer bir husus ise yeni yapılacak binanın inşaat alanının artırılması. Zira örneğin 8 meskenlik bir bina yıkıldığında yerine yapılacak bina da 8 meskenden ibaret olursa, yükleniciye bağımsız bölüm düşmeyecek ve inşaatı üstlenmek istemeyecektir. Bu sebeple riskli binanın inşaat yoğunluğunun artırılması, imar durumunun iyileştirilmesi gerekmektedir.

Normal şartlar altında Belediyelerin bu tür iyileştirmeler için ücret talep ettikleri bilinmektedir. Fakat özellikle riskli yapılarda bu ücretin talep edilmesi, insanlarımızı çıkmaza sürüklemekte ve binalarını terk etmemek için risk denetimi yaptırmaktan geri tutmaktadır. Bu sebeple Yönetmelik 16/X hükmünde, riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması halinde, fonksiyon değişikliğine bakılmaksızın mevcut inşaat alanının bir buçuk katına kadar olan yeni inşaat alanı için belediyelerce harç ve ücret alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Yani, denetim sonucunda riskli yapı raporu alan vatandaşlar, binanın tekrar inşaası için özel bir yüklenici ile anlaştıklarında inşaat alanları 1,5 katına kadar (%50 oranında) belediyelere ek ücret ödemeksizin artırılabilmektedir. Bu %50’lik artış ile yüklenicilerin inşaatın finansmanını sağlaması beklenmektedir. Bununla birlikte özellikle arsa değerinin düşük olduğu yerlerde, inşaat maliyetlerinin de yükselmesi sonucunda yükleniciler bu oranlarla dahi işi yapamamakta ve maliklerle anlaşma sağlanma imkanı oluşmamaktadır. Bu sebeple kanaatimizce arsa değerlerine göre inşaat yoğunluk artışları açısından değişiklik gösteren yeni bir düzenleme yapılması elzemdir.

Riskli yapı tespitleri vatandaşlarımızın ihtiyarına bırakılmayacak kadar önemlidir. Devetin en temel vazifesi vatandaşını yaşatmaktır. Bu kapsamda Belediyelerin imar gelirlerini bir nebze azaltmak uğruna, riskli yapılara ilişkin inşaat yoğunluklarının artırılması, vatandaşımızın ve yüklenicilerin bu konuda ellerinin rahatlatılması ve düzenlemeler tamamlandıktan sonra ise  riskli yapı denetimlerinin re’sen yaptırılması gerekmektedir. Aksi halde giden canlarımızın telafisi olmayacaktır.

ETİKETLER: