RİSKLİ YAPILARIMIZ

Kayıt Tarihi: 01.01.1970 02:00 - Son Güncelleme: 06.06.2026 11:36
YAZI
A

RİSKLİ YAPILARIMIZ

Türkiye’de yılda ortalama 23 binin üzerinde deprem meydana geliyor. Ülkemiz topraklarının yüzde 66’sı, yani nüfusumuzun yaklaşık yüzde 71’i riskli alanlarda bulunuyor. Dört bir yanı aktif faylarla çevrili olan Türkiye’de bazı büyükşehirlerde ciddi oranda riskli bina bulunuyor. Kentsel dönüşüm kanunu olarak bilinen 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” yürürlüğe girdiği 2012'den günümüze 197 bin civarında risk tespiti yapılan yapıdan 165 bini yıkılmıştır. Yeterli midir? Tabii ki değildir, çünkü Ülkemizde 6.700.000 adet yapının yıkılması gerektiği en üst yetkililerce defalarca açıklanmıştır. Basit bir hesapla Ülkemizdeki 6.700.000 riski binanın tamamıyla yıkılması 33 yıl sürecektir.

Son on yılda ülkemizde her yıl ortalama 20.000 adet deprem olduğu bir gerçek ve Türkiye’nin hangi bölgelerinde olacağı da bilinmektedir. O zaman “kim öle, kim kala” mı demeliyiz. Peki ne yapmalıyız:

*Türkiye’de büyük depremler oluşturacak faylar bilindiğine göre, küçük ya da büyük her deprem hareketinden sonra yerel ya da ulusal TV kanalları son dakika haberleri ile bilimsel anlamda saygı duyduğum yerbilimciler yerine, Riskli binaları ve bu binalarda oturmanın ne kadar tehlikeli sonuçlar doğuracağını anlatan “İnşaat Mühendislerine” yer vererek halk bilinçlendirilmelidir,

*Riskli yapıları ilgilendiren 6306 sayılı Kanunun uygulama yönetmeliğine göre tasnif edilmiş yapıların, duvar malzemesi kerpiç ya da hiçbir bağlayıcılığı olmayan çamur harcı ile örülmüş (duvar malzemesi, tuğla, briket, taş vs.) tüm yapılara, döşeme sisteminin betonarme veya ahşap olmasına bakılmaksızın hesap detayı istenmeden yıkım kararı verilmelidir. (6306 sayılı Kanunun uygulama yönetmeliğinde değişiklik yapılmalıdır)

*Parsel bazlı riskli yapı tespitinden vazgeçilmelidir, aksi takdirde kentsel dönüşüm yerine bina dönüşümleri gerçekleşmektedir ki, bölge insanlarının etkilendiği için çok çeşitli alt yapı sorunlarıyla karşılaşılmaktadır.

*Riskli yapı yerine, Belediyelerimiz ve Çevre Şehircilik Bakanlığının ortaklığında hızlı “Riskli alanlar” ilan edilerek gerçek kentsel dönüşüm için alanlar oluşturulmalıdır.

*Hükümetimizin 16.05.2012’de çok iyi niyetle çıkardığı bu kanun ve uygulama yönetmeliğinde maliklerden birinin dilekçe vererek risk tespitinin yapılması, değeri yüksek bölgelerde maalesef kötü niyetli insanlar tarafından istismar edilmiş ve hisse alarak tespit yaptırmak suretiyle rant elde etmeye çalışmışlardır. Bunun sonucunda birçok mağduriyetlerin yaşanmasına sebep olmuşlardır.  Bu tür mağduriyetlerin yaşanmaması için ilgili yönetmeliğe “mal edinme süresi veya maliklerin en az 1/2‘nin rızası” gibi şart getirmelidir. (6306 sayılı Kanunun uygulama yönetmeliğinde değişiklik yapılmalıdır)

Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra Ülkemizde birçok deprem oldu ve yüzlerce insanımızı kaybettik. İnsanlarımız fay hatlarının altında kalarak can vermiyorlar, insanlarımız bugünün riskli, deprem sonrası yıkılan yapılarının altında kalarak can veriyorlar.

Buradan yerel ve ulusal TV kanallarına sesleniyorum, artık riskli binalara oturmanın ne kadar tehlikeli sonuçlar doğuracağını insanlara anlatan bilim adamlarına söz vererek kamuoyunu bilinçlendirilmesine katkı sağlayalım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına da sesleniyorum lütfen daha hızlı hareket edelim. Tüm Afetlerde kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlı ve sağlıklı ömürler geçirmesi dileklerimle,

33 yıl beklemeden…

Sağlıcakla kalın…

ETİKETLER:

Dr.Abdulkerim İlgün

Dr.Abdulkerim İlgün

Yazarın Diğer Yazıları