KENT VE KALİTE

Kayıt Tarihi: 01.01.1970 02:00 - Son Güncelleme: 08.06.2026 06:44
YAZI
A

KENT VE KALİTE

Hepimiz çoğu zaman yaşadığımız kentlerden şikayet ediyoruz. Nüfus artışı, kırdan kente göç, planlama hataları, denetim eksikliği ve çarpık kentleşme, kentlerimizi yaşaması zor alanlar haline getiriyor. Bu etmenlerin çevreye, tarihi dokuya, kentin kültürel ve doğal değerlerine verdiği zararları artık hepimiz bilir hale geldik. Tüm bunların dışında bir de “yaşam kalite”mize verdiği zararlardan bahsetmek gerek. Çünkü aslında şikayetlerimizin temelinde bu kalitedeki düşüş yatıyor.

Ben=Belediye

Her birey, doğal bir hakkı olarak, kaliteli mekanlarda yürümek, kaliteli mekanlarda alışveriş yapmak, sosyalleşmek ve kaliteli hizmet almak istiyor. Ancak o zaman yaşamdan keyif alabiliyor, güzel anılar biriktirebiliyor. Kalite aynı zamanda mekana ve kente aidiyet hissini arttırıyor. Almanya’da kaldığım süre zarfında tanık olduğum bir olayı sizlerle paylaşmak isterim. Yan sokakta oturan 80 yaşlarındaki komşumu bir gün üniversiteye giderken kapısının önündeki kaldırımda bulunan ağacın köklerini temizlerken ve ağacı sularken gördüm. Neden ağaçla uğraştığını, belediyenin zaten gelip yapacağını söylediğimde “…Olsun, ne farkeder ki? Ben de bu kentte yaşıyorum” cevabını almıştım. Komşumun kamusal alanı temizlemedeki iştahı, elbette ki yaşadığı kente olan sevgisinden, sahip çıkışından ve benimseyişindendi.

Bugün dünyanın büyük bir kısmında, nüfusun %80’i kentlerde yaşadığı dikkate alındığında kentsel alanların çevre sorunlarının insanların yaşam kalitesini en çok etkileyen yerler olduğu kuşkuşuz oluyor. Kentsel yaşam kalitesi denen şey ilk olarak 1960’larda ortaya atıldığında, ekonomik, sosyal, bireysel ve toplumsal alanlardaki iyilik varsayımlarının sorgulanması üzerine çıkmıştı. Son çeyrek yüzyıldır ise kentler, “kentsel yaşam kalitesi” ışığında yaşam kalitelerine göre sınıflandırılıyor. Aynı zamanda kentler arasında rekabete yol açan bu yarışçıl kavram, bu çok yönlü sınıflandırmanın temelini oluşturuyor.

Yaşam kalitesi ölçütleri

Peki nedir kentlerdeki yaşam kalitesini değerlendirmede kullanılan ölçütler? Bunun için Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu (ISO), 2014 yılında şehir göstergeleri için ilk defa ISO37120 standardını geliştirmiş ve bu standardizasyonla şehir hizmetlerinin ve yaşam kalitesinin performansını yönlendirmek ve ölçmek için bir dizi gösterge tanımlamış. Bu göstergeler Ekonomi-Eğitim-Enerji-Çevre-Finans-Yangın ve Acil Durum-Yönetişim-Sağlık-Dinlenme-Güvenlik-Barınak-Katı atık-Telekomünikasyon ve Yenilik- Ulaşım-Kentsel Planlama-Atıksu-Su ve Sanitasyon olmak üzere tam 17 alanda gruplanmış.

Bu göstergeler kendi kentimizdeki kaliteyi değerlendirebilmemizde bir ipucu olarak yol gösterici olabilir.

Yaşam kalitesinde neredeyiz?

Ufak bir bilgi daha…Bazı ülkeler yukarıda saydığım göstergeler üzerinde yoğun bir çalışma yaparak en iyi sonuç alınan ülkeler arasında yerini almış. Dünyanın yaşam kalitesi sırlamasında ilk sıraları Danimarka, İsviçre, Finlandiya, Avusturalya ve Avusturya yer alıyor. Türkiye 71ülke içerisinde 44.sırada (2019 sıralaması).

Dünya’nın yaşam kalitesi en yüksek şehirleri 2019’da Canberra (Avusturalya), Eindhoven(Hollanda), Raleigh(ABD), Adelaide(Avustralya), Zürich(İsviçre) diye devam ediyor. 226 şehirden oluşan listede 138.sırada İzmir, 149.sırada Ankara, 183.sırada ise İstanbul yer alıyor.

Ez cümle…Türkiye’de kentlerimizin daha yaşanabilir bir hal alması ve yaşam kalitesinin arttırılması amacıyla ISO 37120 standart uygulamasının kullanılması hayati önem taşıyor. Bu önemli kent değerlendirme aracının yerel yönetimlerimizin çalışmalarında daha çok yer alması gerçeğini kabul etmeliyiz. Yoksa Viyana’da içtiğimiz kahvenin, Roma’da yediğimiz pizzanın lezzetinin arkasında kent yaşam kalitesi olduğunu unutup o lezzetleri bulamamaktan şikayet etmeye devam ederiz.

 

Sağlıcakla…

ETİKETLER: