DOĞA OLAYLARINI AFETE DÖNÜŞTÜRMEMEK!

Kayıt Tarihi: 01.01.1970 02:00 - Son Güncelleme: 04.06.2026 23:23
YAZI
A

 

Ülke olarak deprem, yağış, heyelan vb. her doğa olayını afete dönüştürmekteki maharetimiz maalesef tartışılmaz durumda!

Öncelikle kabul etmemiz gereken gerçeklerden bahsetmek faydalı olacak.

İlki ülkemizin aktif fayların bulunduğu bir bölgede yer alması ve bu fayların terini değiştirme şansımızın olmaması!

Bilim bize ile bu fayların yerlerini ve oluşturacağı deprem şiddetlerini önceden TAHMİN etme şansını veriyor. Peki neden her depremden sonra günlerce bu bilinen gerçekleri konuşmaktan gerçekte konuşmamız gereken konuları -mevcut yapı stoğumuz bu depremlere dayanıklı mı, bundan kısa, orta ve uzun vadede yapılması gerekenler nedir vb  - konuşmaya vakit bulamıyoruz.

***

1970’lerden sonra  başlayan ve 1980’lerde hızlanan köyden kente göçün sonucu olarak ortaya çıkan plansız ve denetimsiz yapılaşma kocaman kentler oluştururken diğer taraftan da birçok sorunu beraberinde getirdi. Plansız kentleşme sebebi ile altyapı imkanlarından yoksun, denetimden uzak inşaa edilen yapıları (MEZARLAR) kendimiz oluşturduk. Şehir yaşamı gerek ulaşım problemleri, gerek hava ve gürültü kirliliği, gerek insan yoğunluğunun artması ve yetersiz altyapı,  gerek sağlık, eğitim, sosyal donatılara ulaşmanın imkansızlaştığı, gerekse güvenliğin sağlanamadığı  bir açık hapishaneye dönüştü.

Son yıllarda krizi yönetememenin verdiği etki ile baş gösteren düzensiz mülteci akını ile şehirlerimizde çöküntü alanları oluşturmayı da elbirliği ile gerçekleştirdik.

Peki geç mi kaldık sorusuna verilecek cevap ise net ! HAYIR

Henüz yolun sonuna varmadan yapılacak çok şey var!

Doğa olaylarını afete dönüştürmemek için ilk yapmamız gereken şey problemleri bilimsel ölçütler ile ortaya koymak ve öncelik sırasına göre çözmek!

İlk yapılması gereken şey mevcut yapı stokunun, zemin koşulları, yapım yılları, yapım teknolojisi, bina yüksekliği vb kavramlar gözetilerek önce parsel, ardından ada, ardından mahalle bazında ortaya çıkarılması.

Ardından en riskli bölgelerden başlamak üzere sağlıklı bir dönüşümün sağlanması için merkezi hükümetten de kaynak desteği alınarak dönüşüm projelerinin oluşturulması, en kısa sürede dönüşümün başlayarak bitirilmesi.

Örnek olacak bu dönüşümün ardından, 100 birim değer biçilen gayrimenkullerin değerinin 200 birime çıkması, baştaki isteksizlik ve karşı çıkmaları ortadan kaldıracak ve sonraki aşamalarda malikler ile anlaşmalar çok daha kolay hale gelecektir.

***

Bu amaçla Merkezi ve Yerel yönetimlerin ortak çalışması ile öncelikli alanlar belirlenmeli, ilgili alanlarda 6306 sayılı kanunun verdiği yetkiler ile yapı maliklerinden sahibi oldukları yapılara ait deprem dayanım raporları talep edilmeli, talebi yerine getirmeyen yapı maliklerinin yapılarının tespiti  ise kamu yararı gözetilerek yerel yönetimler tarafından resen yapılmalıdır.

Yapılarının riskli olduğunu gören arsa paydaşlarının da mağdur edilmeyeceği şekilde bir dönüşümün gerçekleşmesi ise ancak çeşitli disiplinlerdeki birçok teknik ve mali insanın bir araya gelmesi ile sağlanabilecek bir olaydır.

Bu konuda yetkin mühendislik, mimarlık, gayrimenkul geliştiricileri ve finansman profesyonellerinin ortak çalışması hem depreme dayanıklı, hem değerli, hem ulaşılabilir, hem sürdürülebilir, hem de sağlıklı bir dönüşümün ortaya çıkmasını garanti edecektir.

Bir sonraki yazımda yukarıda bahsettiğim konuları mahalle bazında yapılan bir dönüşüm ile örneklendireceğim.

Sağlık ve huzurla kalın…..

ETİKETLER:

Dr. Süleyman Kamil Akın

Dr. Süleyman Kamil Akın

Yazarın Diğer Yazıları